30 Mart 2010 Salı

Reha Erdem Sineması : Aşk ve İsyan


İnsana ilham veren ve bir o kadar da cahil cesaretini soğuran bir sineması var Reha Erdem'in.Kitaptan aldığım notları paylaşmak istiyorum.

Sayfa-9) Gerçeklikten kastettiğimiz ise Oscar Wilde'ın deyimiyle bir "sanatsal yöntem"den ibarettir. Wilde edebiyatta gerçekçiliği "bir yaratıcı aracın yerine bir taklitçi aracın konması" olarak yorumlamış, sanatın hayatı kopyalamak yerine yeniden yaratması gerektiğini savunmuştu.

10) Sinemada hayatı sanatsal bir yönteme dönüştürmenin en temel aracı dekupajdır, yani "ortada iki planın birbirine yapıştırılmasından başka bir şey yokken bizi bir olayın gerçekliğine inandırmak isteyen natüralist montajdır."

10) Andre Bazin'e göre natüralist montaj, seyircinin bu "safça inancını" sömürerek, "gerçek'in çok anlamlılığının ırzına geçer, ona zorla tek yanlı bir nedensellik zerk eder."

20) Rus biçimcilerine göre sanat insanın oluşturduğu bir şeydir ve sinema yaşama ne kadar benzerse sanat olma niteliğinden de o kadar uzaklaşır.

21) Murch'ün kastettiği ise, eğer bir filmin kurgu aşamasında eldeki malzemenin yetersizliği veya hataları nedeniyle belli birtakım seçimler yapmak zorunluluğu varsa, bu kurallardan hangisine uyulmasının daha önemli olduğunu ortaya koymak.

25) Rüyaların yapısı itibarıla gündelik hayatta karşımıza çıkan görüntülerin sinemadaki kesmelere benzer bir şekilde birbirleriyle kesiştiklerini söyler. Murch'e göre sinemadaki kesmeleri rahatça kabul ettirmenin önemli bir sebebi rüyalarımızdaki görüntülerin arka arkaya gelişlerine benzemeleridir.

25) ...düşsel, yapıntısal, oyuncaklı, kesintili, bütünlük duygusunu baltalayan, seyirciyi hayal kurmaya davet eden bir film evreni...

33) Reha Erdem'in tüm filmlerinde genel olarak ebeveynlere ama özel olarak babaerkil otoriteye karşı duyulan derin bir öfke ve isyan vardır.

34) Korkuyorum Anne'deki sıçramalı kurgu: Ali denize girer. Deniz Jung terminlojisinde kolektif bilinçaltının yaratıcısı konumundadır, aynı zamanda "evrensel anne"nin de arketipidir.

35) Nasıl ki Reha Erdem'in çocukları büyüme sancıları çekiyorsa, adam olmuş erkekler de büyümüş olmanın gazabına uğruyorlar.

49) Foucault :"bilgi yeni bir form keşfettiği anda tekrar kaybolacaktır."

51) Sadece görüntüde değil ses bandıyla da giderek filmlerin dünyasına yrleşen öksürük sesi yetişkinlik için ödenen bedelin, çelişkili bir şekilde iktidara ortak olmak için göze alınan bir çeşit iktidar kaybının göstergesi.

51) Freud: "Her insan kendine mahsus bir usulle nası kurtulacağını kendisi bulmalıdır... Bu dış dünyadan ne kadar gerçek tatmin beklediğine, kendini özgürleştirmek için ondan ne kadar uzaklaşabileceğine ve nihayetinde, dünyayı kendi isteklerine uyacak şekilde değiştirmek için kendinden ne kadar kuvvet bulabildiğiyle ilgili bir sorundur."

54) Foucault'ya göre,ayna bir ütopyadır, çünkü olmayan bir yerde kendimizi görmemizi sağlar. Ama aynı zamanda bir heterotopyadır, çünkü gerçeklikte bir nesne olarak kapladığı bir uzam vardır.

60) Bu gerçeklik, doğayı bilimsel bilginin nesnesi yaparak ehlileştirmek, kanunlarla açıklayıp bilinmezliğe ve gizemine son vermek isteyen, aklıyla açıklayamadığını, gözüyle görmediğini doğaüstü kabul edip gerçekliğin dışına atan kültürlü insanın, rüyaların kuruduğu yetişkinliğin gerçekliğidir.

60) Foucault'nun dediği gibi "sandalların olmadığı yerde rüyalar kurur."

63) Bu dünyada babacıl olmak, göbek bağını atıp anadan kaçmak insan olanın harcı değil. Zaten annesinin rahminden çıkıp dışarıdaki dünyayla çarpışmış olan filmin tüm yetişkin erkekleri ya sakatlanmış ya da korku ve evham içinde yaşamaktan Rasih Bey gibi hastalık hastası olmuş.

64) Kamera sık sık boy planlar yerine bedeni parçalayan bölen kadrajlar yapar.

64) "Göğüs, tırnak, bir ağız dolusu diş, bol et, bol damar, kilolarca bağırsak..."

66) "Sol eli başımın altında olsun, sağ da beni kucaklasın."

87) "Gerçekten insanın zihnini açacak bir şey olmalı sinema. Zihnimiz açılsın, daha mutlu olalım diye değil. Hayatımızda bir adım daha ileri gidebilelim diye. Nereye doğru? O da belli değil. Ama olsun. " - Reha Erdem
...

Bu sayfadan sonra daha fazla not alamadım kitaptan. Çünkü Kosmos'u izledikten sonra devam ettim okumaya ve bir çırpıda okudum. Not almaya vakit bulamadan... Kitaptaki Reha Erdem'le söyleşi ve Reha Erdem'in kendi yazısı "Aşk ve İsyan" gerçekten çok değerli iki unsur.

Bu adamı biraz daha iyi anlamak için bu kitabı mutlaka okuyun. Bir adım daha ileri gidebilmek için...

6 yorum:

beberuhi dedi ki...

ben de diyordum ilke yi şöyle bi sallasak silksek de eteğindekileri döksek:))
sen yapmışın:)))
acayip sevindim:)))

ilke kelesoglu dedi ki...

filiz hanım mı bu yoksa? ben de sizi takipteyim efendim. lepistessiz yaşanmıyor!

beberuhi dedi ki...

beni tanıdılar sen kaç!
müptelanız olduk kurgularınızın efendim;))

Tufan dedi ki...

20 nisanda yapcağım türkçe sunumunun konusunu bu kitabı alayım diye reha erdem sineması yaptım zira nuri bilgenin sinemaskop'u 500 ytl idi. zira mı? zira nedir?

beberuhi dedi ki...

"Zihnimiz açılsın, daha mutlu olalım diye değil."
bi yerde geçiyordu çağımızda bir yaratık var sinemadan çıkmış insan. film onda bir şeyler yapmış düşünceli, ama yazık ki ömrü on beş dakka köşeyi dönünce ölüyor diye...:)

ilke kelesoglu dedi ki...

yusuf Atılgan'ın aylak adamı demişti onu. Sonra herkesin diline pelesenk oldu sinemadan çıkmış adam diye...

Yorum Gönder

 
;